Aşırıya kaçmadan ve kaygılanmadan çocukları tehlikelere karşı nasıl koruyabiliriz?

Kaygı sözü bugünlerde dilimizde daha çok kullanılmaya başlandı. Kaygı döneminde yaşıyoruz ve bu, hayatımızın bir parçasıdır. Hepimiz gün boyu farklı konularla ilgili kaygılar hissediyoruz.

Ebeveyn olmak ise kaygı ile yaşamak demektir. Ebeveynlerin çocuğunun geleceğinden endişelenmesi ve incinmesinden endişe etmesi ve duyması normal bir durumdur. Ama bazı ebeveynler bu kaygı ile başa çıkamıyor, neticede ise çok korunaklı hale gelirler. Maalesef, bu durum çocuğun gelişimine, sorumlu ve yetişkin olmasına tesir gösterir, ihtiyacı olan yetenekleri kazanmaya engel olur.

Çocukları fiziksel ve manevi olarak her türlü tehlike ve kötülükten korumak doğal ebeveynlik içgüdüsüdür. Bu, onları sevmek ve beslemek kadar önemlidir. Diğer taraftan, bu karmaşık dünyada kendi yollarını bulabilmeleri ve tehlikeli olan durumları ayırt edebilmeleri için bir tür becerilere sahip olmak gerekir.

Çocukları hem koruyup, hem de yaşamsal becerileri elde etmelerini nasıl sağlayabiliriz?

Güvenli alan oluşturma
2 yaşa kadar çocuklar için güvenli oynayabilecekleri bir alan oluşturun. Bu alanda çocuklar dokunabilmeli, kavrayabilmeli, keşfedebilmeli ve ısırabilmelidirler. Bu aynı zamanda sizi “Ona vurma!” ve “Oraya gitme!” demekten de kurtaracaktır. Çocukken onları güvenli bir yerde tutmak öğrenme heveslerini artıracaktır. Çocuğu bu alandan çıkardığınızda onu yalnız bırakmayın ve karşısına çıkan tehlikeleri ona anlatın. Örneğin, “Bu sıcak, elini vursan, elin yanar” gibi… Çocuğun dediğinizi tamamen anladığından emin olun.

Çocuğunuza tehlikeli ve güvenli yerin ne olduğunu anlatın
Çocuklar büyüdükçe onlara daha da ileriye gitmek ve daha çok şey yapmak için özgürlük verin. Bulundukları her yerin bir güvenlik seviyesi vardır. Çocuklara ev, park, alışveriş merkezi ve yol gibi mekânlar arasındaki farkları anlamasına imkân verin. Çocuğunuz siz olmadan salıncağa bineceğine güveniyorsanız, bunu ona belli edin. “Bence, tek başına da salıncağa binebilirsin, ama dikkatli ol. Çok yaklaşırsan, sana değebilir. “Gibi temel ifadelerle onları tek başına sizin kontrolünüzde parka gönderebilirsiniz.

Korkutmadan anlatın!
Çocuklarınız tehlikeleri anlamak gerekir, ama hep korku içinde de yaşamamalıdırlar. Korkularınızı fark ederlerse, korkak olabilirler. Bu nedenle de korkutmadan bilgilendirmek gerekir.

Çocukların kendi işlerini yapmasına izin verin.
Endişeli ebeveynler çocuklar bir şeyleri kırıp dağıtacak veya yorulacak diye rahatsız oldukları için çocukların işlerini kendileri görürler. Yataklarını toplanması, çantasının toplanması vb. gibi işlerin çocuklarınız kendisi de yapabilir. Bunları yapmak sizin için kolay, ama çocuklarınızın becerikli ve duyarlı olması için kendi işlerini kendileri yapmalıdırlar. Bazen dağınık olsalar da, hatalarından ders çıkartmayı da kendileri öğrenmelidir.

Aşırı koruyucu olmak iyi ebeveynlik midir?
Aşırı koruyucu olmak günümüzde iyi ebeveyn olmakla bir tutuluyor. “Kaçma düşersin! Kalın giyin üşürsün! ” gibi ifadeler çocuğun kendine güvenini sarsıyor. Düşmekten korkmayı öğrenir, düşmekten nasıl kurtulacağını da bilmez ve ilk rüzgârda hastalanır. Çocuklara hatalar yapması için imkan vermezseniz, size hiçbir zaman görüşlerini açmayacaklar. Her şeyi önüne koyduğunuz için hayatın da bu şekilde devam edeceğini düşünür ve ilk hüsranda çöküntü yaşayabilirler.

• Koruyuculuk günlük bakım, beslenme ve duygusal konularda da kendini gösteriyor. Çocuğunuz acı çekmesin, incinmesin, hiçbir şeyden korkmasın diye çırpınırken aslında onları gerçek hayatla ilgisi olmayan suni dünyada büyütmüş olursunuz. Çocuğunuzun tüm isteklerini yerine getirmek, tatlı dünyalar vaat etmek, onun için her şeyi kolaylaştırmak onu hayata karşı hazırlıksız bırakmaktır.

• Oysa acı veren veya rahatsız eden duyguların da belli görevleri vardır. Duygular enerji kaynağıdır. Sevinç, sevgi, heyecan gibi zevk veren duygular kadar, üzüntü, kaygı, korku, öfke gibi rahatsız eden duygular da enerji yüklüdür. Çocuğa bu duyguları yaşamasına engel olmak, çocuğun içindeki koruma, geliştirme, içgüdü gibi hayati becerilerinin enerjisini azaltır. Aynı zamanda çocuğa yanlış mesaj vermiş oluruz. “Üzülmek, korkmak, darılmak, sinirlenmek yanlıştır. Sen bu duyguları hiçbir zaman yaşama! Sadece pozitif şeyler yaşamaya mecbursun! ” gibi. Oysa acı veren duyguları yaşamamak, hayat yolunda bu gibi duygularla kaçınılmaz olarak karşılaşıldığında nasıl baş edeceğini bilememek, duygulardan kaçmak, onları bastırmak ve fiziksel rahatsızlığa çevirmesine neden olacak.

İlginizi Çekecek Diğer Konular

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Sayfa başına git